2011 — Ocak
Sevgi Neydi
Sevgi neydi de biz unuttuk. Sevmeyi sevilmeyi unutanlar için. Unutmayalım ki hayat her zaman sevince güzel.
Sevgi merhamettir…Dokunan eldir sevgi göz yaşıyla ıslanmış yanaklara…Gözlerine şefkatle bakmaktır ılık ılık ısıtmaktır yüreğini…
Sarılmaktır… Bütün korkularından emin olsun huzurla uyuyabilsin diye sıkıca bağrına basmaktır…
Şefkatle başını okşamak tatlı tatlı ninni söylemektir
Ürkekçe baktığında gözlerimize sevgi deryasına daldığını bilmek
sinenimizde çarpan yüreğini yüreğimize katmaktır…
SEVGİ;
İKİ YÜREK ARASINDA AKAN BİR NEHİRDİR…
GELDİĞİ YERİDE YIKAR GİTTİĞİ YERİDE….
SUSUZLUKTAN ÇATLAYAN TOPRAĞA YAĞAN RAHMETTİR SEVGİ…
SEVGİ HASRETTİR…
SEVLİYE UZANAN YOLDUR..
DİKENLER BATSA DA AYAĞIMIZA YIRTILSADA ELLERİMİZ
DURMADAN YÜRÜYEBİLMEKTİR SEVGİLİYE..
NARINDA YANMAKTIR…
SEVGİ SEVMEYİ BİLMEKTİR..
Kalbinizi Koruyan Besinler
Kalbinizi Koruyan Besinler.Bazı besinleri yerseniz kalp sağlığınızı çok iyi koruyabilirsiniz. Kalp sağlığına yararlı gelen yiyecekler peki nelerdir?
Yulaf
Yulaflar, tam tahıllı diye adlandırılan daha büyük bir kategorinin içinde yer alıyor. Tam tahıllılar, rafine edilmiş besinler gibi işlemden geçememiş besinlerdir. Bu işlem tahılların raf ömrünü uzatabilir ama aynı zamanda vitaminlerini, liflerini ve antioksidanlarını da alır. Yulaflar beta-glucan diye bilinen çözülebilir liflere sahiplerdir. Beta-glucan kanınızdaki toplam kolestrolü ve lipoprotein (LDL) kolekstrolünü azaltır. Bu önemlidir çünkü LDL veya kötü kolestrol, kalp krizine neden olur. Bazı araştırmalara göre beslenmelerine yulaf ekleyenlerin kötü kolestrolünde %18 azalma görülmüştür.
Ayrıca tam tahıllı ürünlerde glydemic içerik azdır. Az glydemic içeren besinler daha sağlıklıdır, özellikle de şeker hastalığını önlemek için – şeker hastalığı da kalp rahatsızlıkları için risktir.
Kırmızı şarap
Günlük ölçülü miktarda (120 ml ile 230 ml arası) tüketilen şarap kalp için koruyucu olarak biliniyor. Bunun nedeni şarapta bulunan antioksidanlardır – özellikle resveratrol. Resveratol üzümde bulunur ve kolestrolü azaltır. Ayrıca kırmızı şarapta bulunan polifenoller kan pıhtılaşmasını azaltır.
En yeni araştırmalara göre kırmızı şarap damarları rahatlatıyor ve böylece tansiyonu düşürüyor.
Ispanak
Ispanakta diğer birçok yeşil sebze gibi folik asit (B9 vitamini) içeriyor. Folik asit eksikliğinin yeni doğanlarda omurga bozukluklarına yol açtığı bilinen bir gerçek ama son zamanlardaki araştırmalara göre folik asitin kandaki homosisteini azaltarak kalp rahatsızlıklarında rol oynadığı bulundu. Yüksek homosistein seviyesi kalp krizi riskini arttırıyor. Folik asit içeren besinler tüketerek kalp rahatsızlığı riskinizi azaltabilirsiniz.
Meyve ve sebzelerin zengin olduğu bir beslenme düzeni kalp rahatsızlığı için bir faktör olan yüksek tansiyonu gözle görülür bir şekilde azaltır.
Badem
Badem ve diğer fıstıklarda mono ve poli-doymamış yağ bulunur. Bu yağlar toplam kolestrolünüzü indirir ve iyi kolestrolünüzü çıkartır. Bademler ayrıca fitosterol barındırır. FDA’in 2003’te yayınladığına göre “az doymuş yağlı bir beslenmeyle beraber günde iki öğün en az 0.4 gram bitki sterol –yani günde en az 0.8 gram sterol – tüketildiği durumda kalp rahatsızlığı riskinin azalması gözlenebilir.” Başka bir araştırmaya göre ise yüksek fıstık tüketimi olan insanlar kalp rahatsızlığı riskini %35 azaltmıştır.
Fıstık türlerinin bir dezavantajı ise çok kalorili olmaları bu yüzden günde bir avuçtan fazla tüketilmemelidir.
Somon
Somon ve diğer balıklar kalbi koruduklarını gösteren yiyeceklerdir. Somondaki aktif içerik Omega-3 yağ asitleridir. Omega-3, tansiyonu düşürerek, pıhtılaşmayı engelleyerek ve damarlarda plak oluşumunu engelleyerek kalp rahatsızlığı riskini düşürür. Hollanda’da yapılan 20 yıllık bir araştırma erkeklerde kalp rahatsızlıklarının ve balık tüketiminin ters orantılı olduğunu kanıtladı.
Omega-3 kalbin elektrik hareketlerini düzenler ve böylece ani bir kalp krizi riskini ortadan kalkar. Peki bu yararlardan faydalanabilmek için ne kadar balık yemelisiniz? Haftada bir veya iki porsiyon balık kalp rahatsızlığı riskini %30 azalttığı düşünülüyor.
Yanlış Numara
Adam evine telefon açar, telefonu yabancı bir bayan cevaplar. Adam karşıdaki sesi duyunca şaşırır:
- “Sen kimsin?”
Kız cevaplar:
- “Evin hizmetçisiyim.”
- “İyi de bizim hizmetçimiz yok ki!”
- “Evin hanımı beni bu sabah işe aldı.”
- “Ya. Öyle mi? Ben de evin beyiyim. Hanımı çağırır mısın?”
- “Hanımınız şu an yatak odasında kocası sandığım bir adamla beraber.”
Adam şaşırır, sinirlenerek,
- “Elli bin dolar kazanmak ister misin?”
Kız,
- “Tabii ki isterim. Kim istemez?..”
- “O zaman çekmeçedeki silahı al, yukarı çıkıp o cadı ile o sümsük herifi vur!”
Önce ayak sesleri duyulur, sonra iki el silah sesi. Hizmetçi telefona geri gelir:
- “Öldürdüm efendim, cesetleri ne yapayım?”
Adam,
- “Cesetleri havuza at.”
Kadın duraklar:
- “Ama burada havuz yok ki?”
Adam bir süre düşünür ve cevap verir:
- “Orası 112 43 44 değil mi?
- “Hayır!!!!!
- “Pardon! Yanlış numarayı aramşım!!”
Tarihin En Gizemli Ölümleri
Tarihin En Gizemli Ölümleri; Dünyada meydana gelmiş en gizemli ölümler…
• Rusya’daki gizemli ölüm
2 Şubat 1959’da Rusya’nın Ural Dağları’nda yaşanan olay, ülkenin en ünlü çözülememiş gizemi oldu. 28 Ocak’ ta Ural Politeknik Enstitüsü’nden on öğrenci kış yürüyüşü ve kısa süreli kamp için yola çıktı. Bir öğrenci kendini kötü hissedince dağda uygun bir bölgede kendini toparlayabilmek için kaldı. Diğer dokuzu ise ormanda bulundu.
Terk ettikleri çadırları içerden yırtılmış bir şekilde bulundu. İlk iki ceset ormanın içinde yalınayak ve sadece iç çamaşırları ile, sonraki üç ceset ise benzer bir durumda yakın bir yerde bulundu. Bundan iki ay sonra ise, son kurbanlar 75 metre uzaklıkta kar altında gömülü bulundu. Dört öğrencide büyük iç yaralanmalar, kırık kaburgalar ve ezilmiş kafatasları vardı. Birinin dili yoktu. Gerçek şu ki müfettişler saldırıya benzer herhangi bir bulgu bulamadı. Son dört kurbanın da başkalarına ait olduğu düşünülen ve radyasyon içeren kıyafet giydikleri belirtildi. Çığ, uzaylılar ve askeri test ölüm olaylarıyla ilgili olarak ortaya atılan teorilerden birkaçı.
• Çöp evde gelen ölüm
Langley ve Homer Collyer, yirmili yaşlarındayken New Yorka taşındılar. Zengin bir ailenin iki çocuğu olan kardeşler etraftaki çöpleri evlerinde biriktirmeye başladı. Buldukları herşeyi evlerine getiren iki gencin oturduğu apartmanda tam 180 ton çöp bulunduğu tahmin ediliyor.
Avizeler, kırık bebekler, arabalar ve çatlak saatler topladıkları eşyalar arasında. 1930’lu yıllarda kör olan Homer, on yıl sonra da romatizma yüzünden yatalak oldu. İşin ilginç tarafı, evde yabancıları uzak tutmak için bubi tuzakları vardı ve Langley bu tuzaklardan birine takılarak, çöp yığının altında kaldı. Kardeşine yardım edemeyen Homer ise açlıktan öldü.
• Hollywood uğruna ölüm
Hollywood’da şöhret ve servet sahibi olma arzusu birçok kişiyi perişan etti. Hatta birkaç kişinin hayatına bile mal oldu. Bu hikayelerden en üzücü olanı ise Peg Entwistle aslı genç vevtalihsiz oyuncunun başına geldi. Entwistle, New York City’deki Broadway’da bile rol almayı başaran genç bir oyuncuydu.
Kaliforniya’dayken, ‘Thirteen Women’ (On Üç Kadın) adlı filmde küçük bir başarı kazandı, ama asıl şöhretini buna borçlu değil. 12 Eylül 1932 yılında büyük bir reklam reklam filmi için için Hollywood’a geldi. Tüm eşyalarını ve bir intihar mektubunu bıraktıktan sonra Hollywood’un girişinde yüksek bir tepede bulunan ve şehrin her yerinden görülebilen ‘Hollywood’ yazısının H harfinden atladı. Cesedi 2 gün orda kaldıktan sonra yakınlarda yaşayan amcası tarafından tespit edildi.
• Melas öldürdü
Bu tuhaf olayda sadece tek bir kişi değil, tam 21 kişi öldü. 1919 yılının ocak ayında, 2.5 milyon galon melas taşıyan büyük tank, North End şehri yakınlarında patladı. Melas, şeker fabrikalarında şeker pancarı ve şeker kamışı üretiminde fabrikasyona geri alınamayan son şuruptur.
Alkol, maya ve yem sanayisinde temel hammadde olarak bu madde yapışkan ve pekmez rengindedir. Kimse patlamaya neyin sebep olduğundan emin değildi. Ama biliyoruz ki bu patlama ile etrafa saçılan yapışkan madde, insanları devirip içine çekerek kalın ve kahverengi bir sıvı içerisinde boğulmalarına neden oldu. Geride kalan pisliği temizlemek ise tam bir ay sürdü. Şanssız şehir sakinleri, hala bazı sıcak yaz günlerinde melas kokusunu aldıklarını belirtiyor.
• Video oyunu ile gelen ölüm
Piyasa araştırma şirketi NPD Grup, 2009’da Las Vegas’ta düzenlenen DICE (Tasarım, Yenilik, İletişim ve Eğlence) Zirvesi’nde oyun endüstrisinin geçen yıla oranla iki kat daha büyüdüğünü ortaya koydu. Bu sektörün içinde bulunanlar, ürünlerinin ciddi şekilde büyüdüğünü biliyordu ancak altı milyon potensiyel müşterinin bu sektörün bir parçası haline gelmiş olması, üreticileri de oldukça şaşırttı. Fakat bu sefer de bu oyunlara bağımlılık konusu gündeme geldi.
Endişeler, 2005 yılında Güney Kore’de genç bir adamın aralıksız elli saat boyunca Starcraft oyununun online versiyonunu oynaması ile doğrulandı. 28 yaşındaki genç adam, bir internet kafede elli saat boyunca bu oyunu oynadı ve sadece önemli ihtiyaçlarını gidermek için kısa molalar verdi. Elli saat sonunda acilen hasteneye kaldırılan genç adam, kısa sürede öldü.
• Sütyenle gelen ölüm
Tam olarak sütyenin neden olmadığı bu ölüm şekli hala gizemini koruyor. 1999 yılında İngiltere’de Hyde Park’ta yürüyüş yapan iki genç kadın yağmur fırtınasıyla karşılaştılar. Sağanaktan saklanmak için dev bir ağacın altına saklanan çift bunun sonlarına neden olacağını bilemezdi. Aniden çakan şimşek, sütyenlerindeki balenlerin iletkenliğiyle elektirk akımını direk olarak iki kadının üzerine çekti. O anda hayatlarını kaybeden talihsiz kadınların bedeni tam 15 saat ağacın altında kaldı.
• Aç koyun öldürdü
Koyunlar oldukça sakin hayvanlardır ve genelde günlerinin büyük bir bölümünü sakince otlayarak geçirirler. 67 yaşindaki Betty Stobbs bir çiftçinin karısıydı. Birgün çiftlikte her zamanki gibi ATV’sine (Dört tekerlekli motorsikler) binerek koyunları beslemeye başladı. Bu sırada koyun avı için bekliyordu. Aç koyun, kadın ATV’siyle yaklaşırken, onun üzerine atladı ve ATV’den düşürdü. Talihsiz kadın düştüğü ATV’nin altında kalarak can verdi.
• Sakalına takıldı ve öldü
Tarihte pek çok kişi sakal uzatıp Guiness Rekorlar Kitabı’na girmeye çalıştı ama hiçbiri 1500’lü yılların ortalarında yaşayan Avusturyalı Hans Steininger kadar talihsiz bir olayla karşılaşmadı. Sakalı 1.4 metre uzunluğunda olan bu adam, onu rulo yapıp deri bir bezin içine yerleştiriyordu; ta ki 1567’ye kadar. O talihsiz günde tüm kasabayı etkisi altına alan bir yangın çıktı. Evinden çıkmaya çalışırken ayağı sakalına takılan adamın ya düşüp boynunu kırdığı, ya da alevler arasında kaldığı düşünülüyor.
• Deodorantla gelen ölüm
1998 yılında kullandığı aşırı miktardaki deodorant yüzünden kalp krizi geçiren 16 yaşındaki genç çocuk öldü. BBC’de yer alan habere göre, 1971 yılından beri 130 kişi aşırı dozda deodorant gazını içine çekerek intihar girişiminde bulundu. Ama bu talihsiz çocuğun durumu tamamen kazaydı. Kişisel hijyenine oldukça düşkün olan bu kurban günde iki kez tüm vücuduna deodorant sıkıyordu. Abartılı bir şekilde deodorant sıkan çocuğun, bulunduğu yerde fazla temiz hava girişi olmadığı için öldüğü düşünülüyor.
• Lağımda öldü
2008 yılında Kanada’da 57 yaşında bir adam benzin almak için girdiği bir istasyonda cüzdanını ve şahsi eşyalarını çaldırdı. Bir süre sonra çalınan eşyalarının yağmur suyu kanalında olduğunu fark eden adam, polis olay yerine ulaşmadan önce birkaç kez gidere ulaşma girişiminde bulundu.
Polis tarafından defalarca uyarılan adam en sonunda lağım kanalından düştü. İtfaiyeciler tarafından kurtarıldığında hala canlı olan adam, hastanede öldü.
Isıt Artık
Sensizlikten üşümüş olan benliğimi ISIT ARTIK…
Düşlerim üşüyor, sensizliğin dondurucu soğuğunda. İlkbaharları özlüyor titreyen yalnızlıklarım, yokluğunun kışında. Ruhumun siyah karanlıklarında kardelenlerin açması için, ürperen ellerimi ısıt artık!
Sokakta tir tir titreyen kedi yavrusunun feryadını duy da güneşi ol, kutup iklimindeki umutlarımın. Gönlümün hazan yapraklarını hüznümün uçurumunda en sıcak gülüşünle ısıt artık!
Hayallerimin en girift labirentinde kaybolan gözyaşlarımın hatırına tüm sevda şarkılarımı en tatlı bakışlarınla ısıt artık!
Soğuk memleketlere sürgün edilmiş bir mahkumun son dileği uğruna sözlerinin sıcaklığınla sana hasret mısralarımı ısıt artık!
Buz tutan pencerelerin buharına yazdım sevginin sıcak avuntusuna hasret cümlelerimi, üşüyen parmaklarımla. Özlem cümlelerimin eksiltili olmaması için yüklemlerimi ısıt artık!
Uzak ülkelerin ücra kasabalarını resmederken, uzun ince bir yoldaki seyyah ikilemlerim; rüyalarım siyah beyaz film karelerine yazılıyor mutlulukları kucaklayarak… Zamanın sonsuz evrenini kutsarcasına üzüntülerimi, sevinçlerimi ve hayallerimi ısıt artık!
Tavşankanı çay tadındaki hatıralarımdasın. Kar beyazı rüyalarımın karabasanların ürperten kışıyla üşümemesi için beni en güzel fincanlarının sıcaklığıyla ısıt artık!