Kalbimcity

2011 — Ocak

Komik Beddualar

Komik Beddualar; Günlük hayatımızda birine sinirlendiğimizde onun hakkında mutlaka kötü bir yargıda bulunuruz işte bu yargıların en komikleri.

Bilgi İşlem Bedduaları

Mouse un kırıla.
Tıklayamayasıca…
Hatların kopa da hiç bir yere bağlanamayasın.
Disk lerin crash ola…
File larına virüs bulaşa…
Networklerden atılasın.
Database in patlaya…
Security key lerin deşifre ola.
Back-upların bozulsun da geçmişe dönemeyesen.
Kartuşun bite

Ekonomik Beddualar

Repo da açığa düşesen, faiz sana zarar yaza.
İMKB 100 endeksin 1600 direncini kıramaya.
Uygun kur bulmaya, pozisyon açığına düşesen
Reuters in arızalana, rate leri izleyemeyesen.
Paran aracı kurumda kala, iç edile; Dövize endeksli kredi alasan.
Zedelenesen Merkez Bankası para piyasalarına müdahale ede.
O sırada sen de orada olasan, halden anlamayan bireysel danışmana denk düşesen
Sabah seansında endeks hızla düşe sen panik olup kağıt çıkarasın, ikinci seansta endeks kendini toplaya ama iş işten geçmiş ola.
İMF nin gazabına gelesen…
Aldığın dolarlar sahte çıka..

Diğer Beddualar

Araba kullanırken cep telefonuyla konuşasan sonrada trafik polisine yakalanasan
Ucuza aldım diye sevindiğin araban çalıntı çıka.
Marti yi okuyup ruhi bunalıma giresen.
Silikonların patlaya inşallah…
Hem fikir, hem zikir suçlusu olasan.
Ne yersen ye asit yapa ağzında, bir falım çiklet bulamayasın.
Kapsama alanı dışında kalasan.
Susurluk Skandalı na adın karışa.
Medyalara gelesin inşallah Talk showlara, reality showlara çıkasan imajin sarsıla.
Tam otomatik çamaşır makinen kireçlene, bir gram Calgonit bulamayasın.
Önce Reha Muhtar la İtiraf a sonrada Karar Anı na çıkasın…
Televolelere çıkasın, özel hayatın kalmaya…
Dağın başında araban bozula, kontörün bite
Hazır Kart ın Özgür kızı gibi bi karıya düşesen…
BBG ye katılasın, sonuncu olasın..

Ne Düşünürseniz O Olursunuz

Birçok kişisel gelişim kitabı, “Düşüncenin Gücü”, “Olumlu Düşünmenin Gücü”, “Olumlu Yaşama”, “Büyük Düşünmenin Büyüsü” gibi isimler taşır ya da bu isimle bölümler içerir. Hayattaki her şey, gerçeğe dönüşmeden önce birisinin zihninde bir düşünce, dilek, ümit veya hayal olarak filizlenmiştir. Düşünceleri gönülde biten bitkiler olarak niteleyen Mevlana, düşüncenin gücünü Mesnevi’de çok güçlü ve açık bir şekilde vurgular: “Evlere, köşklere bak, bunlar da yapılmadan önce, mühendisin zihninde, düşüncesinde birer masala benzerdi. Hoşumuza gittiği için seyrettiğimiz, sofası düzgün, tavanı, kapısı uygun bir şekilde yapılmış filan ev, mühendisin zihnindeydi. Mühendisin zihnindeki o düşünce aletleri hazırladı. Ormanlardan kesilen direkleri getirdi. Böylece ev yapılıp meydana çıktı. Her sanatın, her hünerin aslı, temeli, mayası, hayalden, düşünceden başka nedir ki?

Önce düşünce vardır. Sonra bu düşünce eyleme dönüşür. Dünyanın kuruluşunu ezelden beri böyle bil. Meyveler, önce gönül düşüncesinde tohum halindedir. Sonra meyve olarak ortaya çıkar, görünür. Sen bir işe girişip bir meyve fidanı dikince, sonunda meyvenin meydana gelmesi yolunda ilk harfi okudun, yani ilk adımı attın.” Her düşünce, sonuca götüren bir araçtır. Işık gök gürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir. İkbal’in söyleyişiyle, “Bak tefekkür işe yol gösterir. Şimşek çakar, arkasından gök gürler” Kafamızın içindeki “sohbet” hakkında bir fikir vermek için söyleyelim. Dakikada 1200 kelimelik bir hızla düşünürüz. Diğer yandan, her gün zihnimizden yaklaşık 60 bin düşünce geçer. Bunların %95′i de bir gün önce düşündüklerimizin aynısıdır. Zamanınızın büyük bölümünde neyi düşünürseniz, başınıza gelecek olan da odur. Ne düşünüyorsanız o olacağınıza göre, bırakın düş gücünüz aşağıları değil yukarıları seyretsin. Bakın Mevlana herkesi nasıl büyük düşünmeye çağırıyor:”Eğer bir karınca Hz. Süleyman’ın derecesine ulaşmaya çalışırsa, şaşma; onun isteğini hor görme! Sen ondaki himmete, gayrete, cesarete imrenerek bak! Elinde, zenginlik ve yetenek olarak ne varsa, isteyerek, düşünerek elde etmedin mi?

Beyin Negatifi Kabul Etmez Olumlu düşünce hayatımızın yakıtıdır. Ancak, olumlu düşüncenin gücünü ve etkisini gösterebilmesi için beynimizdeki engelleri, önyargıları ve sınırları kaldırmak şarttır. Beynimiz negatifi kabul etmemektedir. Çünkü bilinçaltı aklımızdaki her şey pozitiftir. Bembeyaz bir at düşünme cümlesini duyduğunuzda aklınıza ne geliyor? Bembeyaz bir at, değil mi? Bu nedenledir ki, Mevlana “Gerçekten de ‘yapma, etme, görünme’ demek isteği arttırır sadece, başka şeye yaramaz.” der. Onun için anne-babalar çocuklarına, öğretmenler öğrencilerine ‘yapma, konuşma, koşma’ derken aslında onların bilinçaltlarına ‘yap, konuş, koş’ emirleri verdiklerini bilmeliler. En doğrusu, Mevlana’nın “Men edilen şeyi yapmayan kimdir?” uyarısını hatırlayıp bunları, ‘sessiz ol, sakin ol’ gibi olumlu ve “ma” eki içermeyen kelimelerle ifade etmektir.

Olaylara İyi Bak! Mevlana’nın ifadesiyle “nasıl bakarsan öyle görürsün”. Hayat bize derslerini çeşitli şekillerde ve boyutlarda sunar. Olumlu dersler her zaman olumlu durumlardan çıkarılmaz. Arabanızın lastiğinin patlaması, olumlu bir olay değildir ama size kabullenme, sabır, plan yapmanın değeri, başka biri size yardım etmişse yardım görme sevinci, teşekkür etmenin değeri, şükür gibi pek çok dersler verebilir. Aynı olayı, stres ve sıkıntı yaratıcı dersler çıkarmak için kullanabiliriz: “Aksilikler hep beni bulur, hayatımda her şey ters gidiyor” gibi… Görüldüğü üzere, hayat okulunda size sunulan derslerden ne öğreneceğinizi siz seçersiniz. Hatta Mevlana iyi bakışın bela diye nitelendirilen durumlarda bile işe yaradığını söyler: “Bir adam belada safa görürse, bela tatlılaşır. Hasta, iyileştiğini görünce ilaç, kendine hoş gelir.” Yaşam aynı zamanda inatçı bir öğretmendir. Bir dersi öğrenilinceye kadar tekrar tekrar anlatır. Davranışınızı değiştirmişseniz yaşam dersinizi öğrendiğinizi anlar. Aksi halde, aynı dersi devam ettirir.

‘Bunda da bir hayır vardır’ anlayışıyla en kötü olayda bile, onun daha ötesine bakabilmek, olumlu yanları ve dersleri bulabilmek için çalışmak insanın gelişme ve büyümesinin anahtarıdır. Hayatınızdaki olayları olumlu bir bakış açısı ile yorumlamayı, bunlardan gerekli dersleri çıkarmayı öğrenmelisiniz. Olumlu şeyleri aradıkça ve olumlu şeylerin olacağına inandıkça, önünüzde pek çok kapının açıldığını göreceksiniz. Dolayısıyla, olayı değiştiremezsiniz, ama ona olan bakışınızı değiştirebilirsiniz. Olayı kızgınlık veren, kötü bir olay yerine, komik ve size ileride aynı tip olaylar karşısında nasıl tavır almanız gerektiğini öğreten ders verici bir olay olarak yeniden çerçeveleyebilirsiniz.

Düşündüklerinizin, iç konuşmalarınızın, başkalarıyla konuştuklarınızın sağlığınızla yakından ilgisi vardır. Örneğin, kendinizi kötü hissetmekten ne kadar çok söz ederseniz, o kadar sık hastalanırsınız. Bir an için dikkatinizi konuşmalarınıza verin. Genelde olumlu konuşmalar mı, yoksa olumsuz, kötümser ve şikayet dolu sözler mi? Konuşmanız zihninizi etkiler. Eğer sürekli işlerin kötüye gideceğini söyleyip duruyorsanız, bir kâhin olmak için iyi bir fırsat yakalamışsınız demektir.

Bakın Mevlana ne der: “Kötüye yormak ve vehim yapmak insanı derdi yokken bile hasta eder. Onun için olaylara iyi bak.” Düşünce yapınıza ve hayata bakışınıza göre, hayat deneyimleri sizi ya yıpratır ya da parlatır. Olumsuz düşünen ve bakış açıları olumsuz olan insanlar, daima ‘niçin’ diye sorarlar ve sorunları görürler. Fırsatlar kapılarını çaldığında da tokmağın sesinden rahatsız olurlar. İyimser ve olumlu insanlar ise ‘nasıl’ sorusunu sorarlar, daima çözüme odaklanırlar.
Zehirli Düşüncelerin Gücü Zihniniz bir bahçeye benzer; olumlu düşünce, iç konuşma, hayal ve telkinlerle onu beslerseniz başarı ve mutluluk sizin olacaktır. Endişe, kaygı, ümitsizlik ve korku ile beslerseniz, bunlar adeta zehirli atıklar gibi sonuç doğuracaktır. O yüzden, bir tek olumsuz düşüncenin zihninize yerleşmesine izin verme lüksünüz yoktur. Zira, Mevlana’nın deyişiyle, “Sen kötü düşünceyi zehirli tırnak gibi bil. Bu tırnak derinleştikçe canın yüzünü tırmalar.”

Negatif İç Sesinizi Dinlemeyin! Olumsuzlukların zihninizi ve bilinçaltınızı etkilememesi konusunda çok kararlı olun. Olumlu bir insan olmak istiyorsanız, olumlu insanları arayın, onlarla dostluk geliştirin. Mevlana bir rubaisinde olumsuz, karamsar ve kötümser kişilerle arkadaş olmama ve konuşmalarına kulak vermeme konusunda insanı şöyle uyarır: “Gamlı yoldaşlarla oturma dedim sana! Sakın hoş meşrepli neşeli dostların yanından ayrılma. Bağa geldiğin zaman dikenlik tarafına gitme. Gülden, yaseminden, sarmaşık gülden başkasıyla ilgilenme .”

Günümüzde çevreden beynimize dolan olumsuz ve zehirli söz ve görüntülere televizyondan duyduklarımız ve izlediklerimiz de eklenmiştir. Bakın Sidney J.Harris ne der: “Benim televizyona karşı olmam sadece programların düşük kalitede oluşundan değil, ekranda gösterilenlerin izleyenlerin büyük çoğunluğu üzerinde önemli etkiler bırakmasındandır. Bu, aklın korkunç bir şekilde köleleşmesidir ve Aristo’nun bizi uzun yıllar önce uyardığı gibi ” Köleliğin en kötü yanı, sonunda kölelerin de ondan hoşlanmaya başlamasıdır.”

Sabır Vitamini Olumlu düşünmeyi sabırla pekiştirin. Brian Adams’ın dediği gibi, “Sabretme sanatını öğrenin. Bu disiplini, bir hedefin sonucu konusunda endişelendiğinizde, düşüncelerinize uygulayın. Sabırsızlık; endişe, korku, cesaretsizlik ve Başarısızlığı besler. Sabır; güven, kararlılık ve aklı başında bir görüntü yaratır, ki bu insanı sonunda Başarıya götürür.” Bakın Mevlana sabır sanatını uygulayan kişiye ne müjdeler verir: * “Sabretmek insanın içini açar, gölünü ferahlandırır.”

* “Eğer tamamıyla zorluklara daldınsa, daralıp kaldınsa sabret. Çünkü sabır rahatlığın, genişliğin anahtarıdır.”

* “Dileği, isteği sabır elde ettirir.

* “Tohum toprak içinde gizlendiği, zahmetlere katlandığı için bahçe yeşerir, güzelleşir…”

* “Gam ve kederin anahtarı sabırdır.”

* “Amaca sabırla varılır. Acele ile değil…”
Sonuç Mevlâna eserlerini olgunluk dönemlerinde meydana getirmiş ve yılların birikim, tecrübe ve mesajlarını çelişkiye düşmeden eserlerinde yansıtmıştır. Belki de bu yüzdendir ki onun eserleri, düşünceleri yedi asrı aşkın bir süre geçmesine rağmen, hâlâ güncelliğini yitirmemiştir. Mevlânâ; bize hep mükemmel insan reçetesini sunar, güzel huylu, dürüst, çalışkan, alçak gönüllü, hoşgörülü, kısaca örnek ve olgun insan olmanın yollarını anlatır. Özellikle Mesnevî’nin; kendisiyle, yaratıcısıyla ve dış dünyadaki bütün varlıklarla barışık, huzurlu ve mutlu insan olmanın tarifi üzerine kurulduğu açıkça müşahede edilir. O, eserlerinde sunduğu anlamlı fikirleriyle, insanı ve toplumu inceleyip problemlerine çözüm sunan bir düşünür; psikolojik analizleri, olumlu telkin ve ümit aşılayıcı sözleriyle bir yaşam koçu, aynı zamanda bilimsel konularla ilgili olarak söylediği beyitleriyle de gizemli bir bilim adamı hüviyetindedir.

Can Dündar Kimdir

Can Dündar Kimdir? Can Dündar’ın eserlerini, ödüllerini, hayatına dair merak ettiklerinizi öğrenin…

16 Haziran 1961’de Ankara’da doğdu. Mimar Kemal İlk ve ortaokulunda ve Atatürk Lisesi’nde okudu.
1982’de A.Ü.S.B.F. Basın-Yayın Yüksek Okulu’ndan mezun oldu.
1979’den itibaren sırasıyla Yankı (1979-1983), Hürriyet (1983-1985), Nokta (1985), Haftaya Bakış (1987), Söz (1987-1988) ve Tempo’da (1988) çalıştı. 1986’da İngiltere’de “London School of Journalism”i bitirdi.
ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde Siyaset Bilimi dalında yüksek lisansını 1988’de tamamladı.
1996’da aynı bölümde doktora derecesi aldı.Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde ve ODTÜ Siyaset Bilimi Kamu Yönetimi bölümü Kültürel Çalışmalar lisansüstü programında ders verdi.
1988’de TRT Haber Dairesinde başlayan televizyonculuğunu, “32.Gün” bünyesinde (1989-1995) yaptığı program ve belgesellerle sürdürdü. 1993-1994 yıllarında Show TV’de Mehmet Ali Birand’la birlikte “Çapraz Ateşi” hazırladı.1996-1998 yıllarında Show TV’de “40 Dakika” adlı haber programını hazırlayıp sundu.
2003-2004 yıllarında Milliyet gazetesi için Popüler Kültür ekini çıkardı.
1995’ten beri bağımsız olarak yürüttüğü belgesel çalışmalarının yanısıra 2001 yılından beri Milliyet gazetesinde köşe yazıları yazıyor.
NTV’de 19 Eylül 2006’da başladığı “Neden” isimli tartışma programını 9 Haziran 2009 tarihine kadar hazırlayıp sundu.
16 Şubat 2009′dan Haziran 2010′a kadar NTV’de “Canlı Gaste” programını hazırlayıp sundu.
Eylül 2010′dan beri de yine NTV’de “Canlı Ana Haber” programını yapıyor.
Evli ve bir çocuk babası.

KÖŞE YAZARLIĞI
22 Eylül 1994-31 Mart 2004 tarihleri arasında Aktüel dergisi…
17 Aralık 1994-11 Ekim 1998 tarihleri arasında Yeni Yüzyıl gazetesi…
9 Ocak 1999-20 Ocak 2001 tarihleri arasında Sabah gazetesi…
17 Mart 2001’den beri Milliyet gazetesinde…

BELGESELLERİ
1991 Demirkırat (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte) (10 bölüm) TRT’de yayınlandı.
1992 Cumhuriyetin Kraliçeleri (5 Bölüm) Show TV’de yayınlandı.
1993 Sarı Zeybek (1 Bölüm) Show TV’de yayınlandı.
1994 12 Mart (10 Bölüm) Show TV’de yayınlandı.
1994-1995 Gölgedekiler (6 Bölüm) Show TV’de yayınlandı.
1996-1997 Aynalar (10 Bölüm) Show TV’de yayınlandı.
1998 Yükselen Bir Deniz (4 Bölüm) Kanal D’de yayınlandı.
1999 “İsmet Paşa” Bülent Çaplı ile birlikte, (3 Bölüm) CNN Türk’de yayınlandı.
1999 “Zaten Tiyatro Dediğin Nedir ki?” (3 Bölüm) ATV’de yayınlandı.
2000 4. Nesil (10 Bölüm) NTV’de yayınlandı.
2000 Atatürk’ün Bankası (1 Bölüm) NTV’de yayınlandı.
2000 Köy Enstitüleri (2 Bölüm) ATV’de yayınlandı.
2001 Halef (1 Bölüm) CNN Türk’de yayınlandı.
2002 Fenerbahçe (3 bölüm) Kanal D’de yayınlandı.
2002 Nazım Hikmet Belgeseli (4 bölüm) CNN Türk’de yayınlandı.
2002 “O Gün” (11 Bölüm) CNN Türk’de yayınlandı.
2003 “Bir Yaşam İksiri: Nejat Eczacıbaşı” (2 Bölüm) Kanal D’de yayınlandı.
2004 Karaoğlan: Bir Ecevit Belgeseli (5 Bölüm) CNN Türk’de yayınlandı.
2004 Önce İnsan..! İnsan hakları belgeseli…
2004 Yüzyılın Aşkları (10 Bölüm) CNN Türk’de yayınlandı.
2005 Garip; Neşet Ertaş Belgeseli (3 Bölüm) Star’da yayınlandı.
2005 İlk Durak, Nebil Özgentürk’le birlikte, (2 Bölüm) CNN Türk’de yayınlandı.
2006 Yetiştik çünkü biz..! Mülkiye Belgeseli (4 Bölüm) CNN Türk’de yayınlandı.
2006 Çalıkuşları: Notre Dame de Sion’un Çocukları, (3 Bölüm) NTV’de yayınlandı.
2007 Lider Portreleri: (4 Bölüm) NTV’de yayınlandı.
2008 Mustafa filmi (Sinemalarda gösterildi)

KİTAPLARI
Demirkırat, (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte), Milliyet Yayınları, 1991
Sarı Zeybek, Milliyet Yayınları, 1994
12 Mart: İhtilalin Pençesinde Demokrasi, (Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte), İmge Yayınları,1994
Gölgedekiler, İmge yayınları,1995
Hayata ve Siyasette Dair, İmge yayınları, 1995
Yağmurdan Sonra, İmge Yayınları, 1996
Ergenekon, (Celal Kazdağlı ile birlikte), İmge Yayınları, 1997
Yarim Haziran, İmge Yayınları, 1998
Benim Gençliğim, İmge Yayınları, 1999
Köy Enstitüleri, İmge Yayınları, 2000
Nereye?, İmge Yayınları, 2001
Yaveri Atatürk’ü Anlatıyor: Salih Bozok’un Anıları, Doğan Yayınları, 2001
Uzaklar, İmge Yayınları, 2002
Yükselen Bir Deniz, İmge Yayınları, 2002
Savaşta ne Yaptın Baba?, İmge Yayınları, 2003
Bir Yaşam İksiri: Dr. Nejat F.Eczacıbaşı, İş Bankası Kültür Yayınları, 2003
Mustafa Kemal Aramızda, (Ülkem Özge Sevgilier ile birlikte), Doğan Yayınları, 2003
Büyülü Fener, İmge Yayınları, 2003
Duvar, (Oğlu Ege ile birlikte yazdığı masal kitabı), Angora Yayınları, 2003
Yıldızlar, İmge Yayınları, 2004
Sedat Alp: İlk Türk Hititoloğun Yaşam Öyküsü, (Fatma Sevinç ile birlikte), Tüba Yayınları, 2004
Kırmızı Bisiklet, İmge Yayınları, 2005
Nazım Hikmet, İmge Yayınları, 2005
İlk Durak-İETT, (Nebil Özgentürk ile birlikte), Alfa Yayınları, 2005
Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarıyla Vehbi Koç, Doğan Yayınları, 2006
Yüzyılın Aşkları, İmge Yayınları, 2006
Karaoğlan, (Rıdvan Akar ile birlikte) İmge Yayınları, 2006
İsmet Paşa, (Bülent Çaplı ile birlikte) İmge Yayınları, 2006
Yakamdaki Yüzler, İmge Yayınları, 2007
Ecevit ve Gizli Arşivi (Rıdvan Akar’la birlikte), İmge Yayınları, 2008
Ben Böyle Veda Etmeliyim, İsmail Cem, İş Bankası Yayınları, 2008
Özel Arşivinden Belgeler ve Anılarıyla Vehbi Koç, Yapı Kredi Yayınları, 2008
Mustafa, NTV Yayınları, 2009
Anka Kuşu, İmge Yayınları, 2009
Lüsyen, Can Yayınları 2010

Aşk

Ahmet Altan’ın Aşk adlı güzel bir yazısı…

Herkesin içinde sabırlı bir tohum gibi kendi kozasında saklı duran bir aşk yatar, bir gün bir güneş parlar, bir yağmur düşer ve tohumun çatlayıp çiçekler açtığını, ruhumuzun rengarenk bir ağaç gibi rüzgarlarla dans ettigini görürsünüz.

Sonra…

O rüzgarlarla dans eden çiçekler, bazen manasız kaprislerle, yanlış anlamalarla, hoyrat fırtınalarla örselenip, yeniden insan ruhuna dökülür ve bu kez acının tohumları olur aşkın çiçekleri. Zakkum yeşili çiçekler halinde büyüyüp, içinizi yakıp kavurur.

Aşka lanet eder, unutmaya çalışır, acıyı öldürebilmek için aşkıda öldürmeye uğraşırsınız. Ve “unuttukça bir şeyler eksilir” sizden. Acıdan kurtulabilmek için eksilmeye bile razı gelirsiniz…

Zamanla, hayatın geniş bir bahçe olduğunu, yalnızca sevincin ya da yalnızca acının çiçeklerini değil, kaçınılmaz olarak hepsini birden içinde barındırdığını, çiçeklerin bir kısmından vazgeçmenin bahçenin bütününden vazgeçmek olduğunu anlar, bahçeyi bütünüyle seversiniz…

Ahmet Altan

Gözlük Takamazsın

Adam, korkunç bir kazada kulaklarının ikisini birden kaybetmiştir. Bu alışıllmadık durum onu oldukça hassas ve alıngan bir kişi yapmıştır.
Kaza sonucu sigorta şirketinden aldığı rekor tazminat, acısını oldukça hafıfletmiş ve ona her zaman hayalini kurduğu işi kurma olanağıvermistir. Gider ve gelişen, küçük bir bilgisayar şirketini satın alır. Ancak hiç
yoneticilik deneyimi olmadığını görür ve birilerini işe almaya karar verir. Üç tane aday seçer ve her biriyle tek tek görüşür. İlk aday oldukça iyidir ve adam onu sevmeye başlar. Derken adaya sorar
-” Bende alışılmadık birşey görüyormusun ” Adam yanıtlar,
-”Eger onu kastediyorsanız, kulaklarınız yok.” Adam üzülmüştür, derhal adayı odadan kovar.
Ikinci aday, birinciden de iyidir. Konuşmanin devamında adam aynı soruyu ona da sorar,
-” Bende alışılmadık bir durum görüyormusun ” Aday,
-”Evet” der,”Kulaklarınız yok! “.
Adam üzgün ve kızgın, onu da dışarı atar. Derken sıra üçüncğüadaya gelir. üçüncü, diğerlerinden de iyidir. Tüm soruları mukemmel yanıtlar verir. Adam heyecanla sorar,
-” Bende, alışılmadık bir durum görüyormusun “. Aday,
-” Evet, kontakt lens kullanıyorsunuz. ” der. Adam iyice heyecanlanmıştır,
-”Cok iyi! bu senin zeki biri olduğunu gosterir, nasıl anladın ”

-” Basit kulakların yoksa gözlük takamazsın! “